yaşayan ölü ozanlar derneği

8 yorum var - 1 gün önce

serd: miyav

sareh: gravn

serd: oha one öyle mırr fln yok mu hımm dilimizi bilmiyosun galiba!

sareh: bir kedinin çitleşmesini duysaydın anlardın kaç aylıksın

serd: gece gece sapıklıgın alemi yok ! nasıl bi sapıklık böyle bide izledin mi orgazımda olmuşsundur sen !
bırak şimdi ayları yıllardayım ben boşa gecmiyecek zamanların birikiminde....

sareh: şöle bir bakınca , yazdıklarımdan cidden bunu mu çıkardınız sayın insan

serd: şöle bi baktımda moruk kuklamı oynatıyoruz ne yani benim mi kalbim zikişiyor sen hayvan pornosunun detaylarını anlatıyorsun bide insan diyorsun yok başka ne cıkartabiliriz ama sen başka şeyler cıkartıp teselli edersin kendini bir kaç hayvan pornosu seyret tatmin olursun

kalbim daha zikişmiyor hayvan pornosunu görmek için duyumlarımla takip etmem

aman senin gibiler sayın kelimesi kulanmasın insanlıktan cıkartırsınız

sareh: evet sadece çitleşmek kelimesinden ve miyavladığın için kaç aylıksın dediğimden 10 satır hayvan pornocusu olduğumu iddia eden biri var karşımda , bense her mesajımda samimiydim hala da öyleyim ne bileyim sen oraya kedi koydun diye sana pornocu sıfatını takmıyorum , ya da miyavladığın için sana satanist demiyorum

miyavladığın için kedi diyorum sana kedi , hani netten ifadelerin olmaması bu kadarmı sorun yaratır.

yoksa durmadan pornodan bahseden biri neden atlasınki gece gece

ben mi algılayamadım ne oluyor bide sana sorayım ?

sareh: ne bu şiddet bu celal

sareh: hayvan pornosunu biliyorsun anladık neden taktın oraya ?

serd: moruk actırma kutuyu soyletirme kötüyü demişler şimdi iii iki kelime yazdın nerelere geldin bi yazarsam cizmiş olurum hadi üzülmeden ilerle

kendin biliyorsun 2 kelime neler yazdırdı sana kediyi taşımasını ögren

gece gece farkındamısın ciftleşme sesinden konu acıyorsun ee başka ne düşündürebilirsin ki!

2 yorum var - 28 Ağustos 2008 21:42

Bye Bye love

Bye Bye happiness

Hello loneliness
I think I'm gonna cry.
Bye Bye love

Bye Bye sweet caress

Hello emptiness

I feel like I could die.

There goes my baby with someone new.
She sure looks happy
I sure am blue.
She was my baby till he stopped in.
Goodbye to romance that night have been.

Bye Bye Love ...

I'm through with romance
I'm through with love.
I'm through with counting the stars above.
And here's the reason that I'm go free.
My lovin' baby is through with me.

Bye Bye love ...

Solo

There goes my baby ...

Bye Bye Love ...

Bye Bye Love goodbye
Bye Bye Love goodbye
Bye Bye Love goodbye

6 yorum var - 25 Ağustos 2008 03:53

Daha önce İngiliz bir vakadan tanıdığığımız PSAS hastası bir bayan da ülkemizden çıktı; 29 yaşında G.A günde 120 kez orgazm oluyor. İngiliz Sarah Carmen'den farkı ise ismini gizlemek zorunda hissediyor ve hastalığının neden olarak evlenmeden cinsel ilişkide bulunduğu için Allah'ın kendisini cezalandırdığını düşünüyor...

Her gün 120 kez orgazm oluyor... Bu ona zevk değil acı veriyor. Cep telefonu sesi, parfüm kokusu, kapı zili orgazm olmasına yetiyor. Sürekli orgazm olduğu için bir işte çalışamıyor, sokağa çıkamıyor, otomobil kullanamıyor... İnsanlardan utanıyor...

Tüm bunların başına evlenmeden cinsel ilişki yaşadığı için geldiğine inanıyor... 29 yaşındaki G.A, 8 yıldır PSAS yani “Sürekli Cinsel Uyarılma Sendromu” hastalığı ile baş etmeye çalışıyor.

PSAS (Persistent Sexual Arousal Syndrome) yani Sürekli Cinsel Uyarılma Sendromu... Birçoğumuz bu hastalığın adını ilk defa Sarah Carmen’in yaklaşık bir yıl önce İngiliz The Sun Gazetesi’ne verdiği röportajda duydu. “Günde 200 defa orgazm oluyorum” demeci herkes için “Ne keyifli hastalıkmış” sözleriyle yorumlanmış olsa da, hastalığın gerçek yüzü hiç de öyle değil. Uzmanlar 7 yıl önce adı konulan hastalığın yaygın olarak görülmese de aniden ortaya çıktığını söylüyor. Dünyada az sayıda insanda görülen bu hastalığa Türkiye’de de rastlanıyor. Bu hastalardan biri de 29 yaşındaki G.A.
8 yıl önce PSAS’a yakalanan ve tek dileği bir an önce iyileşmek olan G.A yaşadıklarını Pazar Vatan’a anlattı.

PSAS sendromu sizde nasıl başladı?

2000 yılıydı. Bazı nedenlerden dolayı antidepresan ilaçlar kullanıyordum. İlaçlarımı daha yeni bırakmıştım. Bir tatil günü evde televizyon izlerken nabzım vajinamda atıyormuş gibi bir his yaşadım. Tarif etmesi zor ama tatlı tatlı zonkluyordum. Mastürbasyon yaptım. 10 dakika geçmemişti ki yeniden aynı şeyleri hissettim. Bütün gün de aynı şekilde devam etti.

Tuvaletten çıkamıyorum

Peki siz ne yaptınız?

Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Durduramadığım, kendimi kontrol edemediğim bir durumla karşı karşıyaydım. Bir türlü geçmiyor. Tekrar tekrar aynı şeyleri yaşıyordum. Daha ilk günden sinir bozucu bir hal aldı. Kimseye de bir şey söylemedim. Rahatsızlığım başladıktan 7 ay sonra evlendim ama benden ayrılmak ister diye eşime bu durumu anlatmaya çekindim.

Neden?

Sapıkça duygular içinde olduğumu düşünmesinden korktum.

Sonraki günlerde ne oldu?

Büyük bir şirkette sekreter olarak çalışıyordum. İşlerim çok yoğun ve dikkat gerektiriyordu. Sürekli insanlarla kontak halindeydim. Tek bir dakikam bile boş geçmiyordu. Ancak işe gittiğimde tüm zamanımı tuvalete geçirir olmuştum. Altı ay sonra da işten ayrılmak zorunda kaldım.

Kapı zili orgazm ediyor

Hangi durumlarda başlıyor orgazm duygusu?

Kontrol altına alamadığım bir orgazm yaşıyorum. Her durumda olabiliyor. Örneğin fotokopi makinesinin çıkardığı sesten orgazm oluyorum. Cep telefonlarının tiz sesleri, kurşun kalemle yazıldığında çıkan sesler, tırnak törpüleme hışırtısı, kapı zili, parfüm kokuları ve daha bir sürü şey...

Çalışırken orgazm olduğunuz anda ne yapıyordunuz?

Sürekli kontrol edemediğim ve bir türlü yok olmayan bir duygu dikkatimi dağıtırken, işe konsantre olamıyordum. Tuvalete kaçıyorum, genellikle mastürbasyon yapıyorum ama bu gerçekten baş edilebilecek bir durum değil. Bu koşullarda çalışmak mümkün değildi.

Kocamla ayrılma noktasına geldik

Peki sokakta, yolda yürürken ne yapıyorsunuz?

Yolda, otobüse bindiğimde nöbetler tekrar ettiğinde terler akıtarak eve bitik bir halde dönüyorum. Evdeysem vajinamın üstüne buz torbası koyuyorum. Tek ayağımı katlayarak oturuyorum. Uyurken, otomobil kullanırken bacaklarımın arasına yastık yerleştiriyorum. Bunları uzman doktorların fikirlerinden yola çıkarak yapıyorum.

Kocanız bu durumu fark etmedi mi?

Kocam bir gariplik olduğunu fark ediyor ama benden bir şeyler anlatmamı bekliyordu. Sevişme sırasında vermeyeceğim tepkileri veriyordum. Aynı gece içerisinde onlarca kere orgazm hissi oluşunca bu onu şaşkına çeviriyordu. Ben de bir gece yaşadıklarımı anlattım.

Sürekli orgazm halindeyken seks hayatınız nasıl gidiyor?

Şimdi eskisine oranla daha iyi durumdayım. Tedavim çok başarılı olmasa da devam ediyor. Seks hayatım bitmişti. Kocamla ayrılma eşiğine geldik. Tek istediğim vajinamdan kurtulmaktı.

Nöbetler başladığında ne düşünüyordunuz?

İnternette araştırmalar yaptım, yabancı kaynakları taradım, jinekologlarla görüştüm ama hiçbiri bana hastalığımın ne olduğunu söylemedi. En sonunda evlenmeden önce cinsel deneyim yaşadığım için Allah’ın beni cezalandırdığını düşünmeye başladım.

Bu biraz abartılmış bir düşünce sanırım...

Aslına bakarsanız hiç de değil. Bu garip hastalığa yakalandıktan sonra işten ayrılmak zorunda kaldım. Arkadaşlarımla görüşmeyip kendimi eve hapsettim. Kocamla aram bozuldu ve kimseye derdimi anlatamaz oldum. Bunlar hâlâ geçmiş değil. Kocam sağ olsun bana çok destek oluyor ama sendrom aktif hale geldiğinde her şey yine başa dönüyor.

Dışarıdan sizi gözlemleyenler hastalığınızı fark etmiş olabilir mi?

Yalnız kaldığım her an ağlayan, sinir krizleri geçiren, öfkeli, hiçbir şeye tahammül edemeyen bir insan olduğumdan insanlar bir şeyler anlıyordur. Ama sürekli orgazm olduğumu fark ettiklerini sanmıyorum. Yaşadığım duyguyu gizlemek için elimden geleni yapıyorum. Tabii ki, “Sizleri rahatsız ettiğim için kusura bakmayın, ama vajinamda sürekli bir hareket hissediyorum. O hissin geçmesi için orayı ellemem gerekiyor” diyemiyorum.

Peki günde kaç kez oluyor?

Sayısını inanın bilmiyorum. En küçük uyarılma bile orgazm olmama yetiyor. Orgazm geçtikten üç beş saniye sonra yeniden başlıyor. Her an olabiliyor, yeri zamanı yok. Günde 100 kere de orgazm olabiliyorum 120 kere de...

Peki orgazm sonunda boşalma yaşıyor musunuz?

Hayır boşalma söz konusu değil sadece orgazm yaşıyorum ve duruyor, yeniden yaşıyorum. Boşalma yaşanıyor olsa belki biraz daha rahatlatıcı olacak. Ancak artık uzman doktorlar bu hastalığın ne olduğunu biliyor. Söylemlerine göre yaşadığım orgazm yalancıymış.

Şimdi durum nasıl?

Şimdi nöbet sayısı azalsa da bu sendrom hâlâ bende var. Kesin bir çözüm için dua ediyorum.

Çok nadir bir hastalığın sizi buluyor olması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ben çok nadir bir hastalık olduğunu düşünmüyorum. Tabii bunlar benim fikrim. Ama bu hastalığı yaşayan biri olarak kendimden çok utanmıştım. Benim sapıkça düşüncelerimden kaynaklanıyor sanmıştım. Bence bu sendroma yakalanmış birçok kişi var ama doktora gitmeye çekiniyorlar. Ben kocama yaşadıklarımı anlatırken bile büyük işkence çektim.

Sokağa çıkmak büyük işkence

Hastalığınızın PSAS olduğunu ne zaman öğrendiniz?

Rahatsızlandıktan 4 yıl sonra. Her gün internette araştırmalar yapıyordum. Sonra bir yazıya denk geldim. Okuduğum yazıya göre benimle aynı sorunu yaşayan başkaları da varmış. Beynin sinirler aracılığıyla vulva kasına zonklama, yanma ya da titreme mesajı gönderebileceğini öğrendim. Bu bilginin ardından nöroloğa başvurdum ve araştırmalar yapılmaya başlandı. Doktorum bundan 12 yıl önce geçirdiğim araba kazasının ya da yine çocuklukta geçirdiğim zona’nın buna neden olabileceğini söyledi. Ama hâlâ sonuç yok. Bazı ilaçlar kullanıyorum, kas gevşeticiler, sinir sistemi için vitamin takviyeleri...

Jinekologlara başvurduğunuzda ne yanıt aldınız?

Yedi yıl önce gittiğim jinekologlardan biri “Çok şanslı olmalısın” dediğinde orada kendimi öldürmek istedim. Bazı jinekologlar ise literatürde böyle bir vakanın olmadığını söyleyerek sistit teşhisi koymuşlardı. Ama durumum vajinamın kaşınmasında daha çok tahrik olmakla ilgili...

Erkeklerde de görülebiliyor

Sürekli cinsel uyarılma sendromunun olası nedenleriyle ilgili araştırmaların devam ettiğini söyleyen Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe hastalıkla konusunda şunları anlatıyor: “PSAS’ın tek bir nedeni yoktur. Sürekli cinsel uyarılma sendromunun olası nedenleri arasında; cinsel organlara giden sinirlerin hassasiyeti, geçirilmiş bir kaza, cinsel organların çok sıcak olmasına yol açan damarsal sorunlar, at ya da bisiklete binme gibi cinsel bölgelere mekanik baskı oluşması, bazı ilaçların kullanılması ve psikolojik stres yer alır. PSAS hakikaten sinir bozucu bir hastalıktır. Çünkü; PSAS hastalığında hissedilen duygu normal cinsel uyarılmadan farklı bir histir ve herkesin anladığı manada cinsel bir haz söz konusu değildir. Bilinenin aksine bu kadınların sekse aşırı düşkünlükleri ve aşırı cinsel istekleri yoktur. Uyarılma hissi, boşalma hissi yaşandıktan sonra bile, saatler, günler, hatta yıllarca sürebilir. Bu durum kadın için intihar düşüncelerine bile yol açabilecek kadar kötü bir duygudur. Sürekli cinsel organda bir rahatsızlık hissinin yanı sıra, bu kadınlar aşağılanma ve utanç duyguları içerisindedir. Sorunlarını bir doktorla bile paylaşmaya çekinirler.

Erkeklerde de görülebilen bu durum, priyapizm olarak ortaya çıkıyor. Erkekler için priyapizmin tanımı ve bunla başa çıkma yolları mevcut, ancak kadınlar için bir tedavi söz konusu değil.”

PSAS sendromunun 6 özelliği

Cinsel uyarılmadaki fizyolojik yanıtlar saatler ya da günlerce sürebilir ve kendiliğinden kaybolmaz.

Fizyolojik uyarılma klasik orgazmla son bulmaz ve saatlerce, günlerce çoklu yalancı orgazmlar yaşanır.

Bunlar bir cinsel arzu ya da uyarılma duygusuyla yaşanmaz.
Sadece cinsel aktivitelerde değil, cinsel uyaran olmadığında ya da hiç uyaran olmadığında da ortaya çıkabilir.

Bu hisler istenmedik, arzu edilmedik bir şekilde yaşanır.
Arka planda işleyen suçluluk, cezalandırılma gibi bilinçdışı duygular vardır.

9 yorum var - 22 Ağustos 2008 12:56

dizinin sonunda bütün kurgunun hurley in kafasında yarattığı bir hayal olduğu anlaşılacak. sadece hurley gerçek ve akıl hastanesinde yatıyor , karakterlein çoğu varolmayan insanlar , zaten isimler geçmişte yaşamış ünlü insanların isimlerinin karışımından . hurleyde bunları ister istemez karıştırmış. yaşadığı travmalar hayali arkadaşlar yaratacak kadar ileri şizofreniye sahip.

hurley aslında inanılmaz hayal gücüne sahip birisi , ve kafasında yarattığı ada da geçen olaylar onun kurgusu . fakat bunu isteyerek yapmamış olabilir bir takım felç , ya da uzun soluklu bir uykunun rüyası. ama gerçek olan hurley ve bütün olanlar hayal.

tabi umarım böyle bitmez , çünkü fanatiklerinin sarsılacağına garanti verebiliriz.

9 yorum var - 03 Ağustos 2008 13:05

Arkadaş evinize geldiğinde misafir gibi davranır.
Dost geldiğinde buzdolabını açıp istediğini alır.

Arkadaş senin ağladığını görmez.
Dostunun omuzu ise senin gözyaşlarınla ıslanır.

Arkadaş davetine katılınca bir paket hediye ile gelir.
Dost sana yardım etmek için erken gelir; toparlanman için geç gider.

Arkadaş, onu o yattıktan sonra ararsan rahatsız olur.
Dost neden bu kadar geciktiğini sorar, derdini anlatmak için.

Arkadaş bir kavgadan sonra her şeyin bittiğini düşünür.
Dost ise tekrar arar.

Arkadaş senin daima onun arkanda olmanı ister.
Dost ise her zaman senin arkandadır.

Arkadaş zaaflarınızı öğrenir ve onları kullanabilir.
Dost zevklerinizi öğrenir ve onlara hitap eder.

Arkadaş zayıflıklarınızı bilirse başınıza kakar.
Dost zayıflıklarınızı bilirse örtmeye çalışır.

Arkadaş sizi ikinci görmek ister.
Dost ikinciniz olmaktan şeref duyar.

Arkadaş sıkıntınız olmadığında yanınızdadır.
Dost sıkıntınız olduğunda size koşar.

Arkadaşlarınıza siz huzur vermeye çalışırsınız.
Dostlarınız size huzur vermeye çalışır.

5 yorum var - 15 Haziran 2008 22:12

George Bush bir ilkokulu ziyaret eder.
çocuklara:
-Sorusu olan var mı? der ve küçük Bob sözü alır.
-Benim üç sorum olacak:
1- Seçimlerde daha az oy almanıza rağmen nasıl oldu da Başkan oldunuz?
2- Hiroşima'ya atılan atom bombası sizce dünyanın en büyük terör faaliyeti değil midir?
3- Hiç bir neden yokken neden Irak'a saldırmak istiyorsunuz?

Aniden zil çalar ve çocuklar teneffüse çıkarlar. çocuklar geri döndüğünde bu sefer sözü küçük Tom alır.
Benim 5 sorum olacak;
1- Seçimlerde daha az oy almanıza rağmen nasıl oldu da Başkan oldunuz?
2- Hiroşima'ya atılan atom bombası sizce dünyanın en büyük terör faaliyeti değil midir?
3- Hiç bir neden yokken neden Irak'a saldırmak istiyorsunuz?
4- Bu gün neden zil 30 dakika erken çaldı?
5- Bob nerede?

---------------------------------------

temel:ula dursun aksama toplu seks yapacaguz celir misin?
dursun: celirim ula kac kisiyuz
temel: yenceyi de cetirirsen üc olacaguz

---------------------------------------

Köyü basan bir gurup terörist bütün köy halkını sıraya dizer... Grubun başı köy halkına derki...
- Hayatta kalabilmeniz için bir şansınız var. Köyün erkekleri tek sıra dizilecekler. Hepiniz mallarınızı çıkartacaksınız. Karıların gözünü bağlayacağım. Gözü bağlı olarak kadınlar hepsine elleyecek. Kim kocasınınkini elleyerek tanırsa o karı kocanın hayatını bağışlayacağım... Derken kadınlar birer birer gözleri bağlanıp getirilir.
- Birinci kadın başlar. “ Bu değil, bu değil, bu değil BU!! “ kocasını ve kendini ölümden kurtarır.
- ikinci kadın gelir. “Bu değil, bu değil, bu değil, bu değil, bu değil, bu değil, BU!”.. onlarda kurtulurlar. üçüncü kadınıda getirdiklerinde terörist dayanamayıp adamların arasına geçer. Kadın başlar kocasını aramak için ellemeye.
- Bu değil, bu değil, bu değil, bu değil, Bu Bizim Köyden Değil, bu değil, bu değil, Bu....

-------------------------------------------

küçük bir çocuk ödevi için babasından yardım ister;

- ç: gerçek ile imkansız arasındaki fark nedir baba?
- b: bak oğlum, git evdekilere sor, brad pitt bu eve gelse ne yaparsın diye! sonra gel anlatayım!

- ç: abla, brad pitt bu eve gelse onunla ne yaparsın?
- a1: aa hemen yatağa atarım!

- ç: abla, brad pitt buraya gelse ne yaparsın?
- a2: ne diyorsun, hemen sevişirim!

- ç: anne brad pitt buraya gelse ne yaparsın?
- anne: ne yapayım oğlum oturur konuşuruz herhalde!
- ç: ama böyle yalnızsınız diyelim.
- anne: babana söyleme ama hemen yatağa atarım!

- ç: baba hepsi sevişiriz dediler!
- b: bak evladım, bu eve brad pitt in gelmesi imkansız, ama bu evde üç tane orospu olduğu bir gerçek!

--------------------------------------------------

bir sadist, bir mazoşist, bir katil, bir nekrofili, bir zoofili ve bir pyromanyak bir köşede oturmuş kendi hallerinde takılmaktadırlar.canları sıkılmıştır.

zoofili : 'bir kediyle seks yapmaya ne dersiniz?' demiş.

sadist : 'haydi bir kediyle seks yapalım ve ona işkence edelim.'

katil : 'evet. bir kedi bulup seks yapalım, ona işkence edelim ve sonra da onu öldürelim.'

nekrofili : 'bir kedi bulup seks yapalım, ona işkence edelim sonra onu öldürelim ve tekrar seks yapalım.'

pyromanyak : 'bir kedi bulup seks yapalım ona işkence edelim, onu öldürüp tekrar seks yapalım ve sonra da onu yakalım.'

mazoşist : 'miyaaawww!'

---------------------------------------------

iki arkadaş pozisyonlar hakkında konuşuyorlardı.
-biri "ben yeni bir tane öğrendim" dedi... "rodeo pozisyonu..."
-öteki merakla sordu: "ilk defa duydum nasıl bişey?"
-şimdi bildiğin pozisyon...o dizlerinin üzerinde...4 ayak... sen arkasında...
sevişmenin en ateşli anında üstten kulağına eğilip:'sen ablandan daha ateşli sevişiyorsun' diyorsun..."
-sonra?...
"sonra 10 saniye daha üstünde kalmaya çalışıyosun..."

---------------------------------------------

bir televizyon ekibi elektriği bile olmayan bir dağ köyüne giderler. insanların yaşamını merak eden televizyoncular onlarla röportaj etmek isterler ve bayağı yaşlı bir adam bulurlar baslarlar konusmaya...

-tv:amca bu köyde yol yok eletrik yok nasıl zevk alıyor musunuz hayatınızdan? bize en güzel bir hatıranızı anlatabilir misiniz?
+ys:bir arkadasın eşeği dağda kayboldu hep beraber onu aramaya gittik bulduğumuzda bir guzel tec..vuz ettik.
-tv:hoop! amca ne yapıyorsun kamera kayıt alıyor sen baska bir anını anlat....der
+ys:bir gün arkadasın karısı dağda kayboldu bulunca bir guzel tec...vuz ettik.
-tv:amca durr! sen bize en iyisi dertli anını anlat
-ys:ben bir gün dağda kayboldum......

--------------------------------------------------

george w. bush * söförüyle bir kir gezisine çikar.
arabayla giderken bir tavugu ezerler. meseleyi tavugun sahibi olan
çiftçiye kim anlatacak diye düsünürken bush âlicenap bir tavirla söförüne
söyle der:
"bana birak. ben dünya'nin en guclu adamiyim. çiftçi bana muhakkak
anlayis gosterecektir."

bush çiftçinin evine girer ve bir dakika sonra da nefes nefese kosarak
geri döner. göz morarmis, surat dagilmis haldedir. söförune
"çabuk toz olalim burdan!" der.
aksilik bu ya, arabayla daha 20 metre gitmeden bu defa da orada gezen
bir domuzu ezerler. bush korkulu gözlerle söförüne bakar ve
"simdi adama gidip söyleme sirasi sende!" der.

söför çiftlige gider. bush da arabada bekler. 10 dakika, 20 dakika 30
dakika derken....söför bir saat sonra sarki söyleyerek, gülerek, cepleri
para dolu ve kolunda irice bir meyve sepeti ile geri gelir. bush saskin
bir halde sorar:
" çiftçiye ne dedin ki bu kadar ikrama bogdu seni?"
" valla ben de anlamadim" der sofor,
"ben ona sadece söyle dedim:
iyi günler. ben george bush'un söförüyüm. domuz öldü ''

3 yorum var - 25 Mayıs 2008 06:25

Kuşbeyin yönetiyor dünyayı!
Kuşbeyin en son ürünü Anamalcılığın
Kuşbeyin Rus bürokrasisinin başı, esneyip duruyo
Kuşbeyin, F.D. Roosevelt'in atadığı, 30 yıl yönetip FBI'yı
bir türlü defedemedi Cosa Nostra'yı!
Kuşbeyin bölüştürür yakılacak buğdayı, tabii
dünya pazarındafiyatlar yüksek kalmalı!
Kuşbeyin Uluslarası Para Fonu aracılığıyla borç verip durur
Gelişmekte olan Ulusların polis devletlerine!
Kuşbeyin, kendi başına yaralayamaz kimseyi asla
bağımlıdır kendisine pezevenklik eden dairesine
Kuşbeyin beyin nakilleri sunuyor İsviçre'de
Kuşbeyin gecenin köründe kalkıp düzeltiyor çarşaflarını
Kuşbeyinim ben!
Ben yönetiyorum Rusya'yı, Yugoslavya'yı, İngiltere'yi, Polonya'yı, Arjantin'i,
Amerika Birleşik Devletleri'ni, El Salvador'u
Kuşbeyin çoğalıp duruyor Çin'de
Kuşbeyin Kremlin'in duvarına yerleştiriyor Stalin'in cenazini
Kuşbeyin zorla benimsetiyor petrokimyasal tarımı Afrika'nın çöl bölgelerine!
Kuşbeyin düşürüp duruyor Kuzey Kaliforniya'daki su tabakası düzeyini
Orange İli Ziraat Bankaları için emerek
Kuşbeyin zıpkınlayıp balinaları bi güzel lüpletiyor yağlarını tropik
bölgelerde
Kuşbeyin kafalarına vura vura öldürüyor yavru ayıbalıklarını sonra
ne giyecek Paris'e gittiğinde
Kuşbeyin Pentagon'u yönetiyor kardeşiyse CIA'yi, Yükseliyor Semizgöt!
Kuşbeyin düzenliyor Time'ı Newsweek'i Wall Street Journal'ı Pravda'yı
İzvestiya'yı bi yandan da o biçim yazılar
Kuşbeyin işte Papa, Başbakan, Başkan, komiser, Ulu lider, Senatör!
Kuşbeyin Reagan'a oy verdi ABD Başkanlığı için!
Kuşbeyin Mucize ekmek pişiriyor rafine beyaz undan!
Kuşbeyin köleler sattı, şeker, tütün, alkol
Kuşbeyin ele geçirip Yeni Dünya'yı kıydı Popocatetl'deki
mantar tanrı Xochopili'ye!
Kuşbeyin Başkandı yüzlerce gizemli öğrenci makinalılarla tarandığında
Tlatelulco'da
Kuşbeyin 20.000.000 aydınla Yahudi gönderdi Sibirya'ya,
15.000.000'u asla geri gelmedi Başıboş Köpek Kafesi'ne
Kuşbeyin bi bıyık bırakıp İkinci Dünya Savaşı'nın son yılında
Amfetaminlerle kafa bulup yönetti Almanya'yı
Kuşbeyin buldu kesin çözümü
Avrupa'daki Yahudi sorunu'na
Kuşbeyin kotardı bu işi Gaz Odalarında
Kuşbeyin kodesten bi süreliğine çıkardı Lucky Luciano'yu
herif mafya güvenlik altına alsın diye
Sicilya'yı ABD Kuşbeyini için Kızıllara karşı
Kuşbeyin silah yapıp Kutsal Topraklar'da hepsini sattı Güney Afrika'daki
beyazlara hani
herifler Yahudi bile değil nasıl olsa
Kuşbeyin helikopterlerle donattı Orta Amerika'daki generalleri, herifler
rahat durmak bilmeyen bi yığın Yerliyi temizlesinler de uygun bi iş
ortamı yaratsınlar şöyle
Kuşbeyin bi yıldırma savaşı başlattı İsrailli Yahudilere karşı
Kuşbeyin siyonist savaş uçakları yolladı gidip vursunlar diye
Filistinlilerin Beyrut çevresindeki ufak barınaklarını
Kuşbeyin yasadışı kıldı dünya pazarında Afyon kökenli ilaçları
Kuşbeyin biçimlendirdi Afyon Karaborsa'sını
Kuşbeyinin babası zımbaladı eroinci kuşları aşağı Doğu Yakası'nda
Kuşbeyin Akbaba Operasyonu'nu düzenledi zehirli gazlar püskürtmek amacıyla
Sonora'daki marihuana tarlalarına
Kuşbeyin hastalandı Harvard Meydanı'nda Meksika otu tüttürüp durmaktan
Kuşbeyin Avrupa'ya vardı Propaganda yoluyla hamamböceklerini kazanmak uğruna
Kuşbeyin yüce bir Uluslararası Ozan oldu dolaştı
dünyanın dört bir yanını Kuşbeyin Övgüleri söyleyerek
Sonuçları bildiriyorum, Şiir Yarışması'nı kazanan Kuşbeyin
Kuşbeyin Dünya Ticaret Merkezi'ni kurdu New York Limanı sularına,
tuvaletlerin umursamazca boşaltıldığı-
Kuşbeyin kesmeye başladı Amazon'un Yağmur Ormanları'nı ırmak kıyısında bir
kağıt hamuru fabrikası kurmak için
Irak'taki Kuşbeyin saldırdı İran'daki Kuşbeyin'e
Kuşbeyin Belfast'ta bombalar fırlatıp duruyor anasının götüne
Kuşbeyin yazdı Das Kapital'i! İncil'i döktürdü!
kaleme aldı Ulusların Zenginliği'ni!
Kuşbeyin insanlığı, Rockefeller Merkezi'nin tepesine
Gökkuşağı Odası'nı yaptı dansedelim diye bi güzel
Bağıllık Kuramı'nı buldu, hani ya Colorado'nun kayalık Yörelerinde
Nötron Bombaları yapabilsin Rockwell şirketi
Kuşbeyin aleti uzar sanıyor böyle yaparak
Kuşbeyin yeni bir casusu görüyor Dubrovnik'te Pazar Yeri'nde,
Gözlük Oteli'nin dışında-
Kuşbeyin malafanızı emmek istiyor Avrupa'da,
yaşamı çok ciddiye alıyor, kalbi kırılır işbirliği yapmazsanız-
Kuşbeyin zorlu bi göreve gidiyor Komünist Ülkelere
kız arkadaşlar edinebilir öyleyse KGB'den gök gürülderken-
Kuşbeyin kavrıyor Buda olduğunu meditasyon yoluyla
Kuşbeyin pek korkuyor gezegeni havaya uçuracağım diye anlayacağınız
bu şiiri yazıyor ölümsüz olma isteğiyle-

Subrovka Oteli, Dubrovnik, 14 Ekim 1980, Sabah 4.30

Allen Ginsberg

4 yorum var - 21 Mayıs 2008 03:20

1. 'damlaya damlaya göl olur' / 'taşıma suyla değirmen dönmez'
2.. 'iyi insan lafın üstüne gelir' / 'iti an çomağı hazırla'
3.. 'bir elin nesi var iki elin sesi var' / 'nerde çokluk orda bokluk'
4.. 'fazla mal göz çıkarmaz' / 'azıcık aşım ağrısız başım'
5.. ' kervan yolda düzelir' / ' balık baştan kokar'
6.. 'söz gümüşse,sükut altındır' / 'sükut ikrardan gelir'
7.. 'harama uçkur çözülmez' / 'güzele bakmak sevaptır'
8.. 'iki gönül bir olunca samanlık seyran olur' / 'iki çıplak bir hamama yakışır'
9.. 'bülbülün çektiği dili belası' / 'bilmemek ayıp değil sormamak ayıp'
10.. 'eşeğe altın semer vursan da eşek yine eşektir' / 'ye kürküm ye'
11.. 'eğri otur doğru söyle' / 'doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar'
12.. 'düşenin dostu olmaz' / 'dost kara günde belli olur'
13.. 'ava giden avlanır' / 'atın ölümü arpadan olsun'
14.. 'erken kalkan yol alır ' / 'acele işe şeytan karışır'
15.. 'birlikten kuvvet doğar' / 'körler sağırlar, birbirlerini ağırlar'
16.. 'tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır' / 'lafla peynir gemisi yürümez'
17.. 'gün ola harman ola' / 'perşembenin gelişi çarşambadan bellidir"
18.. 'ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol' / 'hocanın dediğini yap, yaptığını yapma"
19.. 'iyilik yap denize at' / 'merhametten maraz doğar"
20.. 'zararın neresinden dönülse kardır' / 'gelen gideni aratır"
21.. 'yüzü güzel olanın huyu da güzel olur' / 'yüzü güzel olanı değil huyu güzel olanı sev"
22.. 'akıl akıldan üstündür' / 'aklın yolu birdir"
23.. 'el elden üstündür' / 'alet işler el övünür"
24.. 'acı patlıcanı kırağı çalmaz' / 'yaşın yanında kuru da yanar"
25.. 'zorla güzellik olmaz' / 'zora dağlar dayanmaz"
26.. 'öfke baldan tatlıdır' / 'öfke ile kalkan zararla oturur"
27.. 'işleyen demir ışıldar' / 'insan yedisinde neyse yetmişinde de odur"
28.. 'fazla mal göz çıkarmaz' / 'azı karar çoğu zarar"
29.. 'insan kıymetini insan bilir' / 'insanoğlu çiğ süt emmiş"
30.. 'anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al' / 'beş parmağın beşi birbirine Benzemez"
31.. 'olmaz olmaz deme, olmaz olmaz' / 'iş olacağına varır"
32.. 'eski dost düşman olmaz' / 'güvenme dostuna saman doldurur postuna"
33 .. 'harama el uzatilmaz' / 'üzümü ye bağını sorma"

1 yorum var - 21 Mayıs 2008 01:24

İnekler ve Rejim
Sosyalizm
İki ineğiniz varsa, birini komşuya verirsiniz.
Komünizm
İki ineğiniz varsa, devlet ikisini de alır, size süt verir.
Faşizm
İki ineğiniz varsa, devlet ikisini de alır, size süt satar.
Nazizm
İki ineğiniz varsa, devlet ikisini de alır, sizi kurşuna dizer.
Kapitalizm
İki ineğiniz varsa, birini satar, boğa alırsınız.
Teokrasi
İki ineğiniz varsa, devlet ikisini de alır, siz süt duasına
çıkarsınız.
Bürokrasi
İki ineğiniz varsa, devlet ikisini de alır, birini öldürür, ötekini satar, kovayı devirir.
Demokrasi
İki ineğiniz varsa, ikisi de greve gider.

8 yorum var - 14 Mayıs 2008 00:30

  • Rakı güneş batmadan içilmez . Ancak güneş iyice yanlamışken , bir tek rakı alıp çerezle gün batımına kadar oyalanabilirsiniz.

*44-52 beden arası ceket giyen erkekler 2 duble , 52 den büyük ceket giyenler ise üç dubleden fazla rakıyı dört saatlik oturumda geçmemelidirler.

*Rakı yanlız başına içilmez , duvarla konuşularak rakı içilmez. Rakı keyif için içilir , dertlenmek için değil.

*Rakı sofrasında kurgulu (planlı) iş konuşulmaz , iddialı politika konuşulmaz . Geyik muhabbeti , memleket kurtarma , futbol gibi rahatlatıcı konular seçilir.

*Rakı gürültülü bir ortamda içilmez. Sohbetsiz rakı bişeye benzemez.

*Rakı fondip yapılmaz . Rakı çabuk çabuk içilip masadan kalkılmaz.

*Rakı ile , sosis , jambon gibi et mamülleri ve tencere yemekleri uymaz.

*Rakıyla fazla yemek yenmez, Ondan bundan mezelerle yetinilir.

*Masadan gelen mezeden bir tane daha istenmez.

*Kadehte aşırı buzdan dolayı kristalleşme olmuşsa , o rakı içilmez.

  • Rakıyla önce ya da sonrasında başka içki karıştırılmaz . Cila çekmek de tavsiye edilmez.

*Rakı başka içkilerle karıştırılarak kokteyl yapılmışsa içilmez.

*Rakı sofrasında küllüğe yenmiş zeytin çekirdeği , sıkılmış limon gibi yaş şeyler bırakılmaz.

*Rakı sofrasının sonunda tatlı ya da meyve uygun olmaz. Ancak balık yenmişse limonlu tahin helvası uygun olur. Kahve içilir.

*Şarkılı , programlı yerlerde rakı sofrası olmaz. Buna içkili eğlenceli akşam yemeği denir.

*Meyhaneden sidik torbası dolu çıkılmaz. Trafik kazasından yara almadan kurtulsanız dahi sidik torbanız patlayabilir. İç organlarınıza yüzme öğretmediğinize hayıflanabilirsiniz.

*Rakı masasından kalkıp hamama gidilmez , ya da sıcak suyla duş yapılmaz.

6 yorum var - 01 Mayıs 2008 14:22

beraber olduğunuz kızlardan aslında çok azını sevdiğinizi ama onlarında değerini bilmediğinizi farkettinizmi ?

tepenizden uçak geçerken bu seferki garanti kafama düşecek dediniz mi ?

elleri yıkadıktan sonra , ulan demin pis ellerle dokundum bu musluğa şimdi nasıl kapatcam tribine girdinizmi?

polisiye filmlerde evde yaşayan yaşlı bireylerin , kaçan suçlunun tipi sorulduğunda boyundan posuna , göz saç renginden burcuna kadar her bir yerini eksiksiz anlatacak kadar inanılmaz hafızalara sahip olması dikkatinizi çektimi ?

kalabalık bir mekanda hafif bir osuruk kokusu yayıldığında siz osurmamanıza rağmen sizin osurduğunuzu zannedecekler diye özellikle osurmamış gibi davrandınızmı ?

bulutlardan saçma salak şekiller çıkardınız mı ? ( henüz yeni doğmuş ama gözleri açılmamış bir ornitorenk )

başka bir şehirden gelen netten bulduğunuz kız ile 2 günlük ilişki yaşadınız mı ? böyle bir kızı aldattığnız için bu kızdan 9 ay boyunca ölüm tehdidinden , olmayan sevgililerin dayak tehdidine , sapıklığa uğradınızmı ? başka birini bulması için tanrıya yalvardıktan sonra dileğiniz gerçekleşti diye kurban kesip , netten kız düşürmemeye yemin ettiniz mi ?

siz hiç avustralya da ki bir anne kangrunun kesesinin içindeki yavrusunun üzerindeki pire yavruları zıplarken düştü diye , pire annenin yavrularını geri almak için inanılmaz bi yükseklikten atlayıp yavrularını kurtarırken yaşadığı inanılmaz macerayı duydunuz mu ? sadece 3 ünü kurtarabil miş ti , çünkü diğer ikisi bir koalaya tutunup istemeden başka maceralara atılmışlardı , filmin devamı için.

acaba şimdi dünya üzerinde kaç kişi cinsel ilişki kuruyor diye düşündünüz mü hiç ?

ya da dünyanın sonunun aslında bi kaç saniye sonra olma ihtimalini ya da birazdan olacak bi depremle sonunuzun aslında ne kadar yakın olduğunu...

0 yorum var - 24 Nisan 2008 15:56

keşke sayfalarını çevirdiğimizde hep güzel haberler yazan bi gazete olsa , ne zaman gazetelerin tamamında iyi bir haber göreceğiz

günün haberi bu olsa gerek ben şok oldum , fıkra gibi desem değil nasıl desem komik gibi duruyo ama değil işin içinde bi ailenin yıkılması var , tabi bu kadar basit de değil ayrıntılara dikkat

özel harekatçı amcamız emekli olunca 16 yaşındaki bi kız ile 20 yaşındaki oğlunu karısıyla yanlız bırakıp kaçmış. sonra parayı bitirince karısına geri dönmüş bi şekilde anlaşmaya çalışmışlar ama geçimsizlik devam edince kadın kız kardeşinin evine sığınmış. emekli amcamız karısını öldürmekle tehdit etmiş fakat karısı geriye dönmemiş. buraya dikkat haberin bazı kısımlarını yazıyorum

....önceki gece saat 2:00 da atılan el bombalarıyla sarsıldılar. kaleşnikof ile ev tarandı , eve 2 el bombası daha atıldı , bunlardan sadece biri patladı. necmiye yılmazın salonda uyuyan oğlu 20 yaşındaki mustafa yılmaz parçalanarak can verdi.......

kısaltıyorum amcamız kaleşnikof ile evi bir kaç kez taradıktan sonrada LAV silahı ile karısına zarar vermeye başlamış. kaçtıktan sonra teslim oluyor adam ve karısının ölüm tehlikesi hala devam ediyor.

oldukça normal değil mi , bir kaç gün önce ki i harfi cinayetine ne demeli , sıkışıyorsun kelimesindeki ''ı'' lar telefonda ''i'' gibi gözükünce adam yine karısını öldürüyor

geçen hafta avrupadan orta doğuya gelinlik ile yürüyen bi bayan türkiye de bir kamyon şoforu tarafından tecavüz edilerek öldürüldü.

artık gazetelerde iyi bir haber varmı diye sayfaları çevirmeyin bile

dünya trajikomik bir tiyatro

gülmeyin ama ağlayın

6 yorum var - 18 Nisan 2008 07:09

Düşünmeden çok hızlı cevap vermeye çalışın
Bu mesajin sonunda sana bir soru sorulacak.
Hemen yanitla. Durup dusunme.
Aklina ilk gelen seyi soyle.
Simdi... asagidaki talimatlari olabildigince cabuk yerine getir. Bir hesabi
bitirmeden otekine gecme.. Yanitlari yazmak veya hatirlamak zorunda
degilsin. Sadece kafadan hesaplayarak cevap ver gec.

Basla:
Asagidaki toplamlar kac ediyor:
>
>
>
> 89 + 2
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
> 12 + 53
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
> 75 + 26
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
> 25 + 52
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
> 63 + 32
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
> Biliyorum! Hesap yapmak zor is, ama neredeyse bitti...
>
> Hadi. tek bir tane daha...
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
> 123 +5
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
> CABUK! BIR RENK VE BIR ALET DUSUN!
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
> Asagiya devam et...
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
> Biraz daha...
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>

Aklina KIRMIZI bir ÇEKİÇ geldi, degil mi?

Eger verdigin cevap bu degilse, sen anormal sayilmasa da farkli bir akla sahip olan %2 insandan birisin.

Insanlarin %98'i bu alistirmayi yapinca kirmizi bir cekic diye
yanitliyor.

1 yorum var - 12 Nisan 2008 03:20

-----Temel"e sormuşlar bak bakalım arabanın sinyali çalışıyor mu? diye.
Çalışay çalışmay çalışay çalışmay...

-----Temel banka soymak sucundan yargilaniyormus.
Son celsede yargic karari okumus;
Temel"in sucsuz oldugunun anlasildigini, tahliyesine karar verildigini aciklamis..
Temel sevincle ayaga firlamis :
Uy cözünü sevdigumun hacim beyi, yani simdu bu paralar benim oldu degil mu?

----Temel dünya turuna çıkar ve yolu Canada'ya da düşer.
Kırk yılda bir Karadeniz'de hamsi avlamaktan daha değişik bir fırsat çıktığını düşünerek buz tutmuş bir gölde, buzu kırıp balık tutmaya özenir. Oltasını ve takımlarını alarak işe koyulur.
Tam buzu kıracakken, insanın içini titreten bir ses duyulur:
- Oğlum burada balık yok!
Temel az öteye gidip tekrar buzu kıracakken ses yine gürler,
- Burada balık yok dedim sana...
Temel'in eli ayağı titreyerek seslenir:
- Tanrım, sen misun yoksa?
Ses yeniden duyulur,
- Hayır oğlum, ben buz hokeyi stadının spikeriyim

Temel ve Dursun amerikanın ırak a savaş açmasını hazmedemeyip Amerikaya savaş açmaya karar vermişler.
ne yapıp edip Bush un telefonuna ulaşmışlar..
ve arayıp konuşmaya başlamışlar

Temel:sayın Bush siz Iraka savaş açtinuz bizde size açayruz
Bush:siz kimsiniz hangi ülkesiniz..
Temel:biz Rizeliyuz
Bush: peki asker sayınız kaçtır
Temel:ben ve arkadaşım Tursun toplam içi
Bush:silah sayınız kaçtır
Temel:benım dededen kalma çakıralmaz,Tursun unda bi tekkırma tüfek
Bush:buna karşılık bizim 20.000 askerımiz,5.000 uçaksavarımız,3000 gemimiz var
Temel:ben sizi tekrar arayacağum..

Amerikalılar oturmuşlar aramışlar taramışlar sonunda Rize yi bulmuşlar,bakmışlar ufak bir yer şok olmuşlar
Temel tekrar aramış..

Temel:Sayın Bush biz size savaş açıyoruz
Bush:asker sayınız
Temel:ben,Tursun ve kahveden birkaç arkadaş toplam 5 çişiyuz
Bush: peki silah sayınız
Temel:benim çakıralmaz,Tursunun tekkırma,kahvedeki arkadaşlardan birunun çakısı bide biçerdöver
Bush:buna karşilık bizim asker sayımız 50.000 e ulaştı,10.000 uçaksavarımız ve 7.000 gemimiz oldu
Temel:biz sizi tekrar arayacağuz...

bir müddet sonra Temel tekrar arar
Temel:biz savaştan vaz geçtuk
Bush:neden?
Temel: o kadar savaş esirunu barındıracak yerumuz yok

----Savcı, morgdaki üç cesedi incelemek üzere gelmişti.

Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu.

"Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandı,sevincine dayanamadı, kalp krizi geçirdi ve öldü", dediler.

İkinci ceset de sırıtıyordu. Savcı sordu;

-Bu neden sırıtıyor?

"Bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik düştü" diye açıkladılar.

Üçüncü ceset Temel'in kömür halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu.

"Bu neden oldu?" diye sordu savcı.

"Efendim, buna yıldırım çarptı" dediler.

-Peki neden sırıtıyordu?

-Fotoğrafını çekiyorlar sanmış.

----Temel ile Fadime bir tepede oturup şehri seyrediyorlarmış temel fadime ile sevişmek istiyor ama bir türlü cesaret edemiyormış, derken fadime temele dönüp temel sana gösümden amaliyat olduğum yeri göstereyimmi demiş bunu duyan temel bi fırsat doğduğunu düşünüp sevinçle tabi göster demiş fadime de parmağıyla işaret ederek karşıdaki binanın ikinci katında demiş.

----Mısıra gezmeye giden Temel ile Dursun'un kayıgı Nil nehrinde batar. Tabii hünerlerini ortaya
koymanın tam zamanı gelmiştir. Sampiyonlar gibi yüzmeye baslarlar. Bir ara Temel kocaman bir nesnenin kendilerine dogru geldigini görür. Dev bir timsah iştahla onlara dogru yüzmektedir.

Temel keyifle bagırır; Ula Dursun, işe bak, adamların kurtarma gemileri bile LAKOSTE.

----Köyden şehire yeni gelen dursun kalmak için kiralık ev aramaya cıkar ve bir emlakçıya gider.Emlakçı Dursun'u lüks bir vilaya getirir.
"Ha pu villa hastaneye postaneye pastaneye yakındır tam sana göre"der.
"Kirası nekadar" der Dursun.
"2 milyar" der Adam.
Dursun "ha pu villanın ahırı var mı"der.
Adam "villada ahırın ne işi var" der.
Dursun da "peki bu kirayı verecek öküz nerede yatacak" der.

aferim24

hitler

1 yorum var - 11 Nisan 2008 02:13

20. yüzyilin ilk yarisinda yoksul bir adam falciya gider. falci
kadin fanusta korkunç gelecegi görür :

" eyvah! gelecekte milyonlarca insanin ölümüne sebep olacaksin !"

adam kahrolur...

"milyonlarin katili olmaktansa kendimi öldürürüm, daha iyi !" deyip tren
yoluna kosar. raya kafasini dayayacak, istikbaldeki korkunç felaketin
önüne geçecektir !.. ama o da ne?. raya kafasini dayamis bir küçük
çocuk... tren de 100 metre ötede ve hizla geliyor.. hemen firlayip çocugu
rayin üstünden çeker.. ufakligi yatistirmak için basini oksarken sorar :

"adin ne senin, söyle bakayim ?.."

"adolf efendim..."

0 yorum var - 08 Nisan 2008 07:06

ben gecenin içinde kanat çırpan terör,
ben gözlerini yaşartan soğan,
ben senin trenini raydan çıkaran makas,
ben anahtarı uzağa atan gardiyan,
ben tahıl kutusundaki sürpriz,
ben sırtından boşalan soğuk terler,
ben kabuslarında seni kamçılayan kanatlı kırbaç,
ben füme istiridyeyi fümeleyen duman,
ben senin sinüs dalgandaki en alt nokta,
ben sana f veren not eğrileri,
ben sana musallat olan hazır fast-food,
ben tam kafana inen su balonu,
ben ikinci makaradaki filmin sonu,
ben adalet arabasındaki taksimetre,
ben fiskeleyemediğin pire,
ben damarlarını tıkayan kolesterol,
ben begonyalarında iz bırakan sümüklüböcek,
ben seni kupür odası katında bırakan editör,
ben senin çanını çaldıracak saat temizleyicisi,
ben her dünyadaki her kültürün ihtiyaç duyduğu kahraman,
ben ayakkabına yapışan sakız,
ben seni gece saat 3'te uyandıran yanlış numara,
ben yargıç tulumunun üstündeki quartz taşı,
ben silinmez leke,
ben dahil olmayan piller,
ben senin veranda ışığını arayan pervane,
ben seni yolda bırakan bozuk buji,
ben senin alıcılarını bozan telsiz radyo operatörü,
ben ulaşamayacağın yerdeki bozuk lamba,
ben kullanılan her çekteki 10 dolar komisyon,
ben kolayca kurulan salıncak setindeki kayıp parça,
ben suçluların ayağında çıkan şeytan tırnağı,
ben gerçekten önemli bir randevu gününde oluşan sivilce,
ben elinin ulaşamadığı yerdeki kaşıntı,
ben garanti süresinin dolduğunu söyleyen tamirci,
ben otobüste yanında oturan acayip geveze,
ben ruhunun karatahtasını gıcırdatan tırnak,
ben dişine yapışan ıspanak,
ben şer bahçesindeki ot yolucusu,
ben hesabındakinden fazla tutan çek,
ben rezillik ayakkabısındaki çakıl,
ben çok imza atmaktan ucu kırılmış kurşun kalem,
ben bütün kadınların çıkmak istediği tek kariyer adamı,

3 yorum var - 08 Nisan 2008 04:11

All around me are familiar faces
Worn out places, worn out faces
Bright and early for their daily races
Going nowhere, going nowhere
And their tears are filling up their glasses
No expression, no expression
Hide my head I want to drown my sorrow
No tomorrow, no tomorrow
And I find it kind of funny
I find it kind of sad
The dreams in which I'm dying
Are the best I've ever had
I find it hard to tell you
'Cos I find it hard to take
When people run in circles
It's a very, very
Mad World
Children waiting for the day they feel good
Happy Birthday, Happy Birthday
Made to feel the way that every child should
Sit and listen, sit and listen
Went to school and I was very nervous
No one knew me, no one knew me
Hello teacher tell me what's my lesson
Look right through me, look right through me

5 yorum var - 08 Nisan 2008 01:44

3 sene önce bucada gece yürüyordum saat 8 gibiydi ancak izmirde hava kararmıştı. resim dosyam elimde ödevlerimi bir an önce yapmak için hızlı hızlı yürüyordum ve daha önce çok az geçtiğim bir sokoktan geçeyim dedim. sokak uzundu ve boştu , benim sokağa girmemle beraber diğer ucundan 2 karanlık gölge çıktı. ben ilerleyip sağa ve sola geçtikçe onlarda benim karşıma geliyorlardı.aklımdan hiç bir kötü düşünce geçmeden bunlar benim arkadaşlarımdır diyip görmezlikten gelmeye başladım.

Fakat kesiştiğimiz yerde birisi omzumdan tuttu ve kafamı kaldırdığımda karşımdaki insanı daha önce hiç görmediğimi anladım. Kendinde değildi ve bir anda cebindeki bıçağı çıkarmaya başladı.

kaçarsan seni deşerim ! >:I

ölece kaldım artık üzerimde ne varsa elemanlara verecektim , yaşları 20 üzerinde ama 24 yoktu ikisininde. birisi uzun diğeri kısa ve esmerdi.

cep telefonunu çıkar >:I

tamam abi :(((((

elimi cebime attım ve o an hayatımda belkide ilk defa cep telefonumu yanıma almamıştım

:D ehehe yok :)

ne sırıtıyosun lan >:(

tamam abi :(

bak şunun ceplerine >:(

diğeri ceplerimi karıştırmaya başladı , ancak kafaları o kadar güzeldiki ceketimin cebindeki mp3 çaları farkedemediler. sanırım para almış olmalılar hatırlamıyorum ( günahlarını almayalım ölen adamların )

yanımızdaki arabaya 2 yaşlı amca geldi o sırada ve bi an bize baktılar ne oluyor gibisinden. ancak karşımdaki arkadaş

eee anlat bakalım okul nasıl gidiyor dersler nasıl :))

gibisinden bişey dedi

:(

iyi diyelim iyi olsun :)

adamlar baktılar bize ve gittiler , yine bir tesadüf gerçekleşti ancak olumsuz sonuçlandı. bi anda nasıl o moda girdi anlayamadım.

nerede okuyorsun sen >:)

anlaşılan beni haraca bağlayacaklardı , o anki korkuyla her şeyi patır patır anlatmaya başladım

dokuz eylül üniversitesi , resim öğretmenliği 2. sınıf 2004240045 tolga çolpan :(

lan doğru konuş bak deşicem şimdi seni , hangi lisedensin sen >:o

yaşımı göstermeyen tipimin bu şekilde karşıma sorun olarak çıkacağı aklımın ucundan bile geçmemişti. inanmayan fotoma baksınlar o fotolar o olayın senesinde gerçekleşmişti , orada 19 um

abi yemin ederim ben üniversitede okuyorum , bak resim dosyası , içinde ödevlerim var yarına teslim edeceğim ödevlerim hemde :(

lan adamı delirtme söyle adam gibi hangi lise >:O

anlaşılan adama doğruyu söylemek işlemeyecekti , bende karşıyaka güzel sanatlar lisesi dedim o an , sallayıverdim

olum sen dalgamı geçiyorsun benimle , neden doğruyu söylemiyosun >:O

abi karşımda bıçakla duruyosun bana bağırıyosun nasıl mantıklı düşüneyimki

neyse bunlar üzerimde bi bok bulamadılar ve gitmeye başladılar en azından beni arama olasılıklarını düşürmüştüm

gittiler

bende eve heyecanla gelip yarın olacakları anlatmak için sabırsızlanmaya başladım , ölebilirdimde tabiki.

yaklaşık 1 yıl sonra arkadaşım günlük gazeteyi getirdi , bak bucada olay olmuş diye.

manşet : buca da dehşet

gazetede yazılanlar yaklaşık şöyle

izmir buca da dün gece 2 kapkaççı çalıntı motorsiklet ile kapkaççılık yaparken önlerine çıkan aracı farkedemeyip kaza geçirdiler. biri olay mahallinde diğeri hastanede hayatını kaybetti.

fotolarda tahmin ettiğiniz gibi önümü kesenlere ait

şok oldum

şaşırdım

ilk sevinmiştim fakat daha sonra neden diye sordum kendime

neden oldu bunlar

neden

:(

...

5 yorum var - 04 Nisan 2008 01:59

İSTİKBAL MARŞI

Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak!
Dönmeyip Amerika'da, arlanmaksızın yaşayacak!.
O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak,
Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak!

Çalma, kurban olayım hepsini ey hırslı çakal!
Gariban halkıma da bir pul bırakacak kadar al!
Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal,
Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemehal!

Ben ezelden beri aç yaşadım,aç yaşarım!
Hangi hükümet beni kurtaracakmış,şaşarım!
Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım!
Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım!

Mali krizler, yoluna örmüşse çelikten bir duvar,
Benim .ceğiz, .cağız diyen bir hükümetim var!
Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu sokar?
'Avrupa Birliği' denen tekdişi kalmış canavar!

Arkadaş, Meclis'e namusuyla çalışanları uğratma sakın!

İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın!
Gelecektir, cezanı vereceği günler Hakkın,
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın!

Yaktığın yerleri 'orman' diyerek geçme, tanı!
Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı!
Gözleri açık yatır seni kurtaran atanı,
Satılmadik o kaldı, durma satıver şu vatanı!

Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre feda!
Semizlettin Apo'yu, mezarında dönsün Şüheda!
Uydurma kanunlarla Meclis'ten getirin seda!
On bin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda!

Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?
Yediginiz herzelere başka ne demeli!
Oyuverin altını iyice sallansın temeli,
Yurdumun ki, sonunda vatandaş kükremeli!

O zaman durur belki gözümden akan yaşım,
O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar başım,
O zaman boşa gitmez yıllarsüren uğraşım!
HESABINI VERİP TE GİTTİĞİNİZ GÜN KARDAŞIM,

Dalgalanın dolar gibi sizde şimdi ey suçlular!
Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular,
Ebediyen, öyle yok hesapsız bir iktidar!
Hakkıdır 'garip yaşamış vatandaş'ın da gülmek,
Hakkıdır ezilmiş milletimin, aydınlık bir İstikbal!

Cem YILMAZ

2 yorum var - 04 Nisan 2008 00:15

Hande mi yener,
Funda mı arar
hayır
Seray sever.
Bu üçüne önce Nejat işler
sonra da
Ahmet çakar.
Bu geyik
Celal'i Bayar,
bu geyiye dayanamayan
Ferhat göçer,
yıllar sonra bunlar tarih olur,
o tarihi de
Gönül yazar,
Mehmet Okur.
Bu mesajı 10 kişiye gönderirsen
Dileklerin kabul olur.
Buna da ancak
Kadir inanır.

3 yorum var - 30 Mart 2008 17:01

Bilgisayarın Cinsiyeti

Amerika'da kadınlar ve erkekler bilgisayarın dişi mi yoksa erkek mi olduğunu tartışıyorlarmış...

Kadınlar bu aletin erkek olduğunu savunmuşlar. "Çünkü" demişler, "bilgisayarlar aslında sorunları çözmek için yaratılmış olmalarına rağmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler... Daha da önemlisi, bunlardan bir tane aldığınız an, biraz daha sabretmiş olsaydınız çok daha gelişmiş bir modeline sahip olabileceğinizi görüp pişman olursunuz...."

Erkekler tabii tam ters görüşte... "Bilgisayar dişidir" diyorlar, "çünkü onun mantığını yaratıcısından başka hiç kimsenin anlaması mümkün değildir, bu bir. Yaptığınız en küçük hatayı bile derhal hafızasına kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar bu ikiii... Ve bir bilgisayar aldıktan kısa bir süre sonra fark edersiniz ki, bir o kadar daha parayı ona gereken aksesuarlar için harcamaktasınız, bu da üüüççç...."

2 yorum var - 29 Mart 2008 16:14

savaş
savaş asla değişmez

Dünyanın sonu tahmin ettiğimizden daha çabuk oluştu. Çok fazla insan , devam ettirmek için yeterli alan ve kaynak yok.

Ayrıntılar çok küçük ve önemsiz , nedenler her zaman olduğu gibi saf insan olanlar.

2077 de dünya neredeyse tamamen insan yaşamından temizlenmiş olacaktı. Büyük bir temizlik , insan eli tarafından patlatılan atomik bir kıvılcım çabucak kontrolden çıktı. Gökten nükleer yangının mızrakları yağdı.

Kıtalar dumanlar altında kaldı ve kaynayan okyanusların dibine çöktü. İnsanlık neredeyse söndürüldü , ruhları dünyayı örten radyasyon fonunun bir parçası oldu , yıllarca süren sessiz karanlık gezegenin üzerine çöktü. Hayatta kalan azınlık bozuldu.

Bazıları kurtulmak ve büyük yer altı vaultlarına sığınmak için yeterli şansa sahipti , büyük karanlık dağıldığında bu vaultlar açıldı ve onların yaşayanları , hayatlarını yeniden yaşamaları için serbest bırakıldı.

Kuzey kabilelerinden biri böyle bir vaulttan geldiklerini iddia etti. Vault dweller olarak bilinen birinin onların kurtarıcıları ve ataları olduğunu ve dünyayı büyük bir şeytandan kurtardığını söylediler.

Bu efsaneye göre , bu şeytan uzak güneyde ortaya çıkmıştı. Dokunduğu her şeyi yıkıyor , insanların içini büküyor ve onları bircanavara dönüştürüyordu. Sadece bu cesur vault dweller bu şeytana zarar vermişti. Ama bunu yaparak , bir çok arkadaşını kaybetmiş ve kendini dünyayı kurtarmak için kurban ederek ağır yaralanmıştı.

Sonunda evine döndüğünde korunmak için çok çalıştı , dışlandı , sürüldü.

Korktukları şeyle yüz yüze geldiklerinde , onların gözünde başka bir şey olmuştu ve artık şampiyonları değildi , insanlar tarafından terkedildi , kayıp şehre yollandı. Büyük kanyona gelene kadar uzak kuzeye gitti.

Orda hayatının kalan kısmını geçireceği Arroyo adında küçük bir köy buldu.

Ve sonra bulunuşundan sonraki nesil için Arroyo barış içinde yaşadı. Kanyonları onudış dünyadan korudu , o ev senin evindi.

Ama dış dünyada savaşın açtığı yaralar henüz iyileşmemişti , Yaralar derinleşti.

Şimdi Arroyo da iyileşiyorlar. Arroyo daki hayat değişmek üzere.

3 yorum var - 27 Mart 2008 23:46

war.
war never changes.
the end of the world occurred pretty much as we had predicted.
too many humans, not enough space or resources to go around.
the details are trivial and pointless, the reasons, as always, purely human ones.
in 2077, the earth was nearly wiped clean of human life.
a great cleansing, an atomic spark struck by human hands, quickly raged out of control.
spears of nuclear fire rained from the skies.
continents were swallowed in flames and fell beneath the boiling oceans.
humanity was almost extinguished, their spirits becoming part of the background radiation that blanketed the earth.
a quiet darkness fell across the planet, lasting many years.
few survived the devastation.
some had been fortunate enough to reach safety, taking shelter in great underground vaults.
when the great darkness passed, these vaults opened, and their inhabitants emerged to begin their lives again.
one of the northern tribes claims they are descended from one such vault.
they hold that their founder and ancestor, one known the "vault dweller," once saved the world from a great evil.
according to their legend, this evil arose in the far south.
it corrupted all it touched, twisting men inside, turning them into beasts.
only through the bravery of this vault dweller was the evil destroyed.
but in so doing, he lost many of his friends and suffered greatly, sacrificing much of himself to save the world.
when at last he returned to the home he had fought so hard to protect, he was cast out.
exiled.
in confronting that which they feared, he had become something else in their eyes...and no longer their champion.
forsaken by his people, he strode into the wasteland.
he traveled far to the north, until he came to the great canyons.
there, he founded a small village, arroyo, where he lived out the rest of his years.
and so, for a generation since its founding, arroyo has lived in peace, its canyons sheltering it from the outside world.
it is home. your home.
but in the world outside, the scars left by the war have not yet healed.
the wounds run deep, and now they are being felt in arroyo.
life in arroyo is about to change…

3 yorum var - 26 Mart 2008 21:43

Üç yüzük göğün altında yaşayan Elf Kralları'na,
Yedisi taştan saraylarında Cüce hükümdarlar'a,
Dokuz yüzük ölümlü insanlara, ölecekler ne yazık,
Bir yüzük gölgeler içindeki Mordor Diyarı'nda,
Kara tahtında oturan Karanlıklar Efendisi'ne,
Hepsine hükmedecek Tek Yüzük, hepsini o bulacak,
Hepsini biraraya getirip karanlıkta birbirine bağlayacak,
Gölgeler içindeki Mordor Diyarı'nda.

ash nazg durbatulùk
ash nazg gimbatul
ash nazg thrakatulùk
agh burzum-ishi krimpatul

hepsine hükmedecek tek yüzük
hepsini o bulacak
hepsini bir araya getirip karanlıkta birbirine bağlayacak

Bu sözler sauron tek yüzük'ü ilk kez parmağına geçirdikten sonra kapıldığı heyecanla söylediği sözlerdir.

Diğer güç yüzüklerinin yaratılmasının ardından sauron tarafından, diğer yüzükleri ve onları taşıyanları kontrol altında tutmak için, orodruin de gizlice dövüldü. sauron un ilk yenilgisinin ardından (ikinci çağ, 3441) isildur un eline geçti ama ferah çayırlar savaşı nda parmağından düşerek anduin nehri nde kayboldu. bu tarihten sonra isildur un felaketi olarak anıldı. daha sonra bir hobbit olan deagol tarafından bulundu ama onu öldüren smeagol tarafından ele geçirilerek (yaklaşık olarak üçüncü çağ, 2463) puslu dağlar ın dibinde karanlık bir mağarada uzun yıllar boyunca saklandı. geçen bunca zaman içinde sauron sürekli yüzüğü arıyordu ama bir iz bile bulamamıştı. daha sonra üçüncü çağ, 2941 yılında gollum un kaybetiği yüzüğü bilbo baggins buldu ve bu tarihten sonra yüzükten haberi olan sauron, yüzük tayflarını tek yüzüğü ele geçirmek için görevlendirdi. bilbo iyi amaçlar için kullanıp ardından üçüncü çağ 3001 yılında yüzüğü yeğeni frodo baggins e verdi. yüzük üçüncü çağ, 3019 yılında dövüldüğü ve yok edilebileceği tek yer olan orodruin de yok edildi.

Görünüşte altın bir halka şeklinde olan yüzük onu takanı kendisine bağımlı haline getirip bedenini biçimsizleştirse de ömrünü uzatır ve görünmez kılardı. ama bu ringwraith lerden korunmak için yeterli değildi. onlar yüzükle var olup onun varlığını her zaman hissetikleri için yüzüğü takanın en büyük korkusu haline gelirlerdi.

aferim13

conan

3 yorum var - 26 Mart 2008 21:20

"şunu bilin ki prensim, kabaran okyanusların atlantis'i ve onun görkemli kentlerini yutmasından sonra dünyada o güne değin görülmemiş bir çağ başlamıştı. aryas'ın oğullarının doğduğu bu çağda, dünya üzerindeki imparatorluklar ve uygarlıklar, gökteki yıldızların mavi parıltıları kadar dağınık fakat belirgindi. işte bu sıralarda kimmeryalı conan geldi. çelik bilekli elinden kılıcını hiç bırakmayan bu karasaçlı, şahin gözlü yiğit tüm imparatorlukları sandallı ayağının altında çiğnemek istiyordu.."

bir nemedya efsanesinden

2 yorum var - 26 Mart 2008 13:20

Farkında olmayabilirsin ama %100 doğru:
> > 1. Bu dünyada uğrunda ölebileceğin en az iki kişi vardır.

> > 2. En azýndan 15 kişi öyle ya da böyle seni seviyordur.

> > 3. Herhangi birinin senden nefret edebilmesinin tek sebebi, aslında sadece senin gibi olmak istemesidir.

> > 4. Senden gelecek bir gülümseme bazılarına mutluluk getirebilir, o senden hoşlanmasa bile.

> > 5. Her gece, birisi uykuya dalmadan önce seni düşünüyor.

> > 6. Birisi için dünyalara bedelsin.

> > 7. Çok özel ve teksin.

> > 8. Varlığını bile bilmediğin biri seni seviyor.

> > 9. Hayatındaki en büyük hatayı yaptıðın zamanda bile, ondan hayırlı birşey çıkar.

> > 10. Ne zaman dünya sana sırtını dönmüş gibi hissedersen, dön ve bir daha bak.

> > 11. Her zaman aldığın iltifatları hatırla. Kaba sözlerin hepsini unut.

Ve hep hatırla.... Hayat sana ekşi limonlar sunarsa, sen de tekila ve tuz iste

> > iyi arkadaşlar yıldızlar gibidir, onları her zaman göremeyebilirsin ama orada olduklarını bilirsin.

> > 'Bir dosttan tek bir gül ve güzel bir sözü ben onunlayken almayı, öldükten sonraki bir kamyon dolusu çiçeğe tercih ederim.'

5 yorum var - 22 Mart 2008 22:26

iste budur :

Çocuk babasina sorar: 'baba politika nedir?'

Baba söyle der: 'bak oglum, ben eve para getiriyorum, öyleyse ben kapitalistim.

Annen parayi yönetir, öyleyse o hükümettir.

Deden paranin doğru idare edilip edilmedigine dikkat eder, öyleyse o
da sendikadir.

Hizmetçi kiz ise isçi sinifidir.

bizlerin ise tek hedefi vardir, senin rahatligin. Dolayisiyla sen de halksin ve altinda bezi ile yatan küçük kardesin ise gelecektir.

Söyle bakalim anlayabildin mi?'

Çocuk düsünür ve o gece babasinin anlattiklarini düsünecegini söyler.

Gece yarisi cocuk uyanir. Çünkü kücük kardesi altini pisletmistir ve aglamaktadir.

Ne yapacagini bilemeyen çocuk anne ve babasinin yatak odasina gider.

Annesi yalniz ve derin bir sekilde uyumaktadir, öyle ki onu uyandiramaz.

Hizmetçi kizin odasina gider. bakar ki babasi hizmetçi kizla yatmaktadir.

Dedesi de pencereden gizlice onlari izlemektedir.

Hepsi öyle mesguldürler ki çocugun orada oldugunu farketmezler bile.Çocuk hiçbir sey yapamadan yatagina geri döner.

Ertesi sabah baba çocuga kendince politikanin ne oldugunu anlatmasini
ister.

-'evet' der çocuk, 'kapitalizm' isçi sinifini kötüye kullaniyor... sendika bunu seyrediyor... Bu arada hükümet uyuyor... Halk ise dikkate alinmiyor... ve gelecek bokun içinde yatiyor!

iste politika budur..!

5 yorum var - 22 Mart 2008 12:22

Sonsuza kadar yaşamak istiyorsanız, ilk adım olarak ölmek zorunda olduğunuzu unutmayın...Bu benim için yakındır....
İnsan sevdiklerini öldürür diye bir söz vardır ya; aslında bakın, insanı öldüren de hep sevdiğidir....
Hayatta elde edebileceğiniz her şeyin sonunda çöpe gideceğini anladığınız zaman ağlamak çok kolaydır.
Sevdiğiniz herkesin size sırt çevireceğini ya da öleceğini fark ettiğiniz zaman ağlamak kolaydır.
Uykusuzluk...Her şey çok uzaklardadır, her şey suretin suretinin sureti...
Dünyayla arana öyle bir mesafe sokar ki, ne sen bir şeye dokunabilirsin, ne de bir şey sana.
Bütün umutlarımı kaybetim artık özgürüm...Bu yüzden Her akşam ölüyor ve her sabah yeniden doğuyorum...
Bunun benim hayatım olduğunu biliyorum ve anan sona eriyor....
Başka bir yerde, başka bir zamanda uyanabilseydim, başka bir insan olarak uyanabilir miydim diye soruyorum hep kendime...
Uyanırsın ve hiçbir yerdesindir....
Ve sizin gibi mahlukalar...Mobilya satın alırsınız. Kendinize dersiniz ki, bu hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım son kanepe. Kanepeyi alırsınız ve sonraki birkaç yıl boyunca, hangi işiniz ters giderse gitsin, en azından kanepe sorununuzu çözmüş olduğunuzu bilirsiniz.Sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız. Bir zamanlar sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur.
Ama AreS ne istiyor biliyormusnuz...Hiçbir zaman tamamlanmış olmamayı...Hiçbir zaman halimden memnun olmamayı
Hiçbir zaman kusursuz olmamayı...Kurtar beni, tanrım, kusursuz ve tamamlanmış olmaktan kurtar.
Belki de kendimizi daha iyi bir şeye dönüştürmek için her şeyi kırıp dökmemiz gerekiyor.
Bazen bir şey yapar ve belanızı bulursunuz. Bazen de yapmadığınız şeyler size belanızı buldurur.
Artık Kendi cerahatli ve hastalıklı çürümemi kucaklıyorum.Kovulmak; der AreS ;herhangi birimizin başına gelebilecek en iyi şey olurdu. Böylece havanda su dövmekten kurtulur ve hayatlarımızla bir şey yapardık.
Çünkü ancak kendimi mahvederek ruhumun gerçek gücünü keşfedebilirim.
Güzel ve emsalsiz bir kar tanesi değilsin. Herkes gibi sen de o çürüyen organik maddeden yapılmasın. Hepimiz aynı pürenin parçasıyız...
Kültürümüz hepimizi aynı yaptı. Artık kimse gerçek anlamda beyaz ya da siyah, zengin ya da yoksul değil.
Hepimiz aynı şeyi istiyoruz. Teker teker, hiçbirimiz hiçbir şey değiliz.
Güçlü kadın ve erkeklerin oluşturduğu bir sınıf var ve bunlar hayatlarını bir şeye feda etmek istiyorlar.
Reklamlar insanları gerek duymadıkları arabaların ve kıyafetlerin peşinden koşturuyor.
Kaç kuşaktır insanlar nefret ettikleri işlerde çalışıyorlar, neden?
Gerçekte ihtiyaç duymadıkları şeyleri satın alabilmek için.
Hayatta her şey parayla ilgili değildir.
Bize dünyanın pisliğinden başka bir şey bırakmayacaklar...
Medeniyetin önde gittiği bu yönde Artık maddi eşyaların önemini reddediyorum.
Bizler eşşiz değiliz.Süprüntü ya da pislik de değiliz.Biz sadece biziz..Biz sadece biziz ve hayatta başımıza gelenlerin bir nedeni yok....
Tutkulu bir yasam tarzının yan ürünleriyiz..Ve bundan nefret ediyoruz....
Artık insanoğlu kızların veya erkelerin peşlerinden koşmayı bırakın saçmalıklarla uğraşmayın....Acı,Mutluluk,Sevgi,Aşk gib kavramları kafanıza takmayın artık...
Hayatımda en son neyin olmasını istiyorum biliyormusnuz?
Beynime bir silah dayanıp duvarları beynimle boyanmasını...
Tanrı'nın senden hoşlanmadığı olasılığını düşünmelisin. O seni hiç istemedi, hatta büyük olasılıkla senden nefret ediyor. Bu basına gelecek en kotu şey değil. Laneti ve affedilmeyi boş ver. Biz Tanrı'nın istenmeyen çocuklarıyız.Buna karşın ben tanrıya inanırım fakat bunu düşünmek varsaymak bir çok şeyi çözüyor...
Bu görüşleri hepinize ters gelebilir Saçmada gelebilir bu umrumda bile değil.Bunları okuduktan Sonra beni dışlayabilirsiniz.Buda umrumda değil.Ama lanet olası hayatlarınızdan kurtulun artık Çırpınmayı bırakın Bırakın herşey düşeceği yere düşsün.

sareh hakkında:

01.01.1940 doğumlu, 68 yaşında. şu an yaşadığı yer Türkiye dışı. kaybeden olarak çalışıyor. www.orlong.deviantart.com adlı bir sitesi var.